TARİH
Ugarit'te Ticaret2000 yılında bir forumda sunmak üzere bu yazıyı İngilizce bir siteden çevirmiştim.
İ.Ö. on üçüncü yüzyılda, Doğu Akdeniz iki süper güç arasındaki soğuk savaşa maruz kalmıştı: kuzeydeki Anadolu’dan Hititler ve Mısırlılar. Hititlerin Doğu Akdeniz’deki etkisi artmakta, Mısırlıların etki alanını azaltmaktaydı. Kaçınılmaz savaş İ.Ö. 1286 yılında, Hitit Kralı Mursili ve Firavun II. Ramses arasında, Kadeş’te, Orontes nehrinin üzerinde gerçekleşti. Savaşın sonucu kesin olarak bilinememekte ancak, Hititlerin kazandığına inanılmaktadır. 1272’de iki taraf bir saldırmazlık antlaşması imzaladılar ki bu belgenin tarihte kaydedilmiş, kendi türünün en eski örneği olduğu düşünülüyor. Antlaşma sonucu sağlanan barışın; Tsor (Tyre), Gebal (Byblos) ve Ugarit gibi şehirler de dahil olmak üzere, Fenike’nin kaderi üzerinde derin etkisi olacaktı.
Sonuncusu; şimdi Suriye’nin Ras-Şamra kasabasının yakınlarında yer alıyor, bugün yazı maksadıyla kullanılan ilk alfabetik sistemin keşfedildiği yer olarak tanınıyor, geçmişi on dördüncü yüzyıla kadar uzanıyor. Bununla birlikte, Ugarit üç yüzyıllık bir zaman dilimi boyunca, Doğu Akdeniz’de ithalat ve ihracatın ana bölgesiydi.
Her ne kadar Hititlere altın, gümüş ve mor yün halinde yıllık haraç ödemek zorunda kaldıysa da, Ugarit Mısır-Hitit antlaşmasını izleyen barış atmosferinden büyük faydalar sağladı. Yunanistan ve Mısırlı gezginlere ve tüccarlara hizmet veren bir ticaret limanı olmakla kalmadı, Anadolu, iç Suriye ve Mezopotamya arasında yapılan kara seyahatlerinin de ana terminali haline geldi.
Ugarit’te bulunan belgeler ticari malların geniş yelpazesini anlatmaktadır. Bunların arasında buğday, zeytin, arpa, hurma, bal, şarap ve kimyon gibi gıda maddeleri ile bakır, kalay, bronz, kurşun ve demir (o zamanlar ender ve değerliydi) gibi metallerden yapılan silah, kap veya aletlerin ticareti yapılmaktaydı. Canlı hayvan tacirleri atlar, eşekler, koyunlar, sığırlar, kazlar ve diğer kuşlarla ilgilenmekteydi. Doğu Akdeniz’in ormanları keresteciliği Ugariti’n önemli bir ihracatı yapmıştı: müşteri dilediği ölçümlerde ve çeşitlilikte gereksinim duyduğu keresteyi belirtebiliyordu ve Ugarit’in kralı da uygun boyutlardaki kereste kütüklerini gönderiyordu. Örneğin yakın Carshemish (galiba Kargamış, ama olmayabilir de) krallığından gelen bir sipariş şöyle:
Carshemish kralı, Ugarit kralı Ibirani’ye söyler ki:
Selamlar olsun sana! Şimdi sana uzunluk ve genişlik boyutlarını yolladım. Bu boyutlara uyan iki ardıç gönder. Belirttiğim uzunlukta ve belirttiğim genişlikte olsun.
Öbür ticaret malları: gergedan boynuzu, fil dişi, sepet,(balık veya sürüngen) pul, kozmetik ve cam. Ve zengin bir şehirden bekleneceği gibi, köleler de ticari mal kapsamındaydı.
Marangozlar yataklar, sandıklar ve diğer tahta mobilyaları üretirdi. Diğer zanaatçılar yay (ok) ve metal şekillendirmeyle uğraşırlardı. Sadece Ugaritli tacirler için değil, ayrıca Tsor ve Gebal gibi denizci şehirleri içinde gemi üreten bir denizcilik endüstrisi vardı.
Ticari mallar, doğuda Afganistan’a kadar, batıda Orta Afrika’ya kadar öteye uzanan uzak mesafelerden gelmekteydi.
Ugarit’in tüccarları, ticaretleri monarşinin ihtiyaç sınırlarını çok aşmasına rağmen, kral adına üzerlerine aldıkları ticari faaliyetlerden dolayı arazi tahsisi gibi teşvikler almaktaydılar. Mesela öğreniyoruz ki, dört tacirden oluşan bir grup birleşerek Mısır’a bir ticari gezi için toplam bin şengel gümüşlük sermaye yatırmışlar. Elbette, uluslararası tacir (daha uygun kelime bulamadım)olmak risksiz değildi. Ugaritli kayıtlar, orada veya diğer şehirlerde öldürülen yabancı tacirlere verilen tazminatlardan bahsetmektedir. Ugarit kralının ticarete verdiği önem öyleydi ki şehir halkı şehirde iş yapan yabancı tüccarların güvenliğinden sorumlu kılınmışlardı. Eğer bir tüccar soyulmuş ve öldürülmüşse ve suçlular yakalanamamış ise şehir halkı tazminat ödemek zorundaydı.
Bekleneceği üzere, Ugarit çok kozmopolitan bir şehirdi. Yabancı uyruklular tıpkı Hititli, Hurri, Asurlu, Giritli ve Kıbrıslılardan oluşan diplomatik görevliler gibi, oraya yerleşirdi. Bu kadar çok yabancının varlığı, gayri menkul endüstrisinin gelişmesine ve endüstriyi denetlemek için devletin müdahalesine yol açmıştır.
İ.Ö. 1200 yılları civarında, arazide köylü nüfusun azalması baş gösterdi ve böylece tarımsal kaynaklarda da bir azalma oldu. Kriz ciddi sorunlara yol açtı. Şehrin (devletin) ekonomisi zayıfladı, iç politika istikrarsızlaştı. Şehir kendini koruyamayacak hale geldi. Bayrak Ugarit’in güneyindeki Tsor, Gebal ve Sidon gibi deniz şehirlerine geçmişti. Ugarit’in yazgısı, İ.Ö. 1200 yıllarındaki “Deniz İnsanları”nın istilası ve bunu takip eden yıkım sonucu belli oldu. Sonra da şehir tarihten silindi.
Ugarit’in yok olması Orta Doğu medeniyetler tarihindeki parlak bir evrenin son bulmasının işaretiydi. 26.01.2004, Bornova / İzmir
|